Tereddüt (2016) - Atakan Göktepe

13 Ocak 2017 Cuma

Tereddüt (2016)


Yapımı: 2016-Türkiye, Polonya, Fransa, Almanya
Tür: Dram
Süre: 105 Dakika
Yönetmen: Yeşim Ustaoğlu
Oyuncular: Ecem Uzun, Funda Eryiğit, Mehmet Kurtuluş, Okan Yalabık, Serkan Keskin
Senaryo: Yeşim Ustaoğlu
Yapımcı: Yeşim Ustaoğlu, Marianne Slot
Not: 7.0

Yeşim Ustaoğlu'nun son filmi Tereddüt vizyona gireli tam bir ay oluyor. Sınavdı, oydu buydu derken bugün izleme fırsatı bulabildim filmi. Tereddüt, sinemamızda görmeye alışık olmadığımız karakterleriyle, anlattığı meseleyi yine alışılagelmedik bir perspektifle çok iyi ifade eden bir film. Yeşim Ustaoğlu, orta ve alt sınıftan iki kadının kesişen hayatlarını anlattığı Tereddüt'te stereotip karakterlerden, şiddetin ve acının perdede yeniden üretilmesinden kaçınarak sadece yalın gerçekliği bir tokat gibi çarpıyor seyircinin yüzüne.
Fırtına, dalgalar, biri özgür, biri köle iki kadın... Tereddüt, sinemamızda görmeye alışık olmadığımız bir kadın anlatısı sunuyor seyircisine. Filmin iki baş rol oyuncusunun (Funda Eryiğit ve Ecem Uzun) etkileyici performanslarıı, grimsi, koyu mavimsi renk paleti, baskıyı hissedebildiğiniz sinematografisi, ve karakterlerini bilindik etiketlerle etiketlemeyişiyle çok etkileyici bir yapım. Şehnaz (Funda Eryiğit), Sakarya'nın Karasu ilçesinde devlet hastanesinde görevli bir psikiyatrist. İşi gereği bazen o küçük ilçede kalıyor ama sıkça İstanbul'da partneriyle yaşadığı evine geliyor. Sevgilisine aşık, cinsel anlamda özgür ve tutkulu bir kadın. Diğer yandaysa Elmas (Ecem Uzun) var. 15-16 yaşlarında, zorla evlendirilmiş, evin hizmetçisi, kocasının cinsel anlamda sıkıştırdığı bir kadın. Adeta gelin gittiği evde bir tutsak. Fırtınanın kuvvetli olduğu bir gece Elmas kendini balkona kilitliyor ve kocasıyla kayınvalidesi soba zehirlenmesinden ölüyor. Elmas'ın hastaneye getirilmesiyle bu iki kadının hayatları kesişiyor ve Şehnaz, Elmas'ı çözümlerken aslında kendi iç dünyasına dair çok şey buluyor.
Filmle ilgili en çok dikkatimi çeken şey yaratılan ilginç karakterleri. Türk Sineması dersi alan bir sinema öğrencisi olarak derste, başlangıcından itibaren Türk Sinemasına dair en çok konuştuğumuz konulardan biri de sinemamızda kadının genellikle karakter değil tip oluşu. Kadınlar ev işleriyle ilgilenirler, çalışan kadınlar içinse eğer o kadın baş karakterse tamamen muhafazakar, ekmeğine bakan kadınlar, yan karakterler ise rahat, cilveli ve erkekleri baştan çıkaran tipler olarak resmediliyorlar. Ve bu durum yeterince kötü ve aşağılayıcı değilmiş gibi o karakterlerin iç dünyasını görme fırsatımız da olmuyor. Onlar sadece orada görünen ve klasik görevlerini yerine getiren stereotipler. Bu konuda farklı duranlardan aklıma gelen ilk film Lütfi Akad'ın Üç Tekerlekli Bisiklet filmi. Üç Tekerlekli Bisiklet'te bir suçlu kaçar ve kocası tarafından tek çocuğuyla terk edilmiş bir kadının evine sığınır. Kadın adamı arzular, adam ona zorla sahip olmaz ya da kadın klasik "iffetsiz, şeytan, baştan çıkarıcı" rolünde değildir. Kadın orada bir karakterdir ve arzuları vardır. Ancak kadının tipten ziyade karakter olarak işlendiği çok film yok maalesef sinemamızda. 
Tereddüt'le ilgili, daha doğrusu bilhassa Şehnaz karakteriyle ilgili en çok hoşuma giden şey de bu oldu. Şehnaz arzuları olan bir karakter. Sevgilisiyle sırf kendi istediği için birlikte oluyor. Sevgilisi onunla birlikte olmak istemediğinde iş yerinden bir pretisyen doktorla (Okan Yalabık) sırf kendisi istediği için birlikte oluyor. Şehnaz'ın sevgilisi Cem, cinsel anlamda problemler yaşadığı için sık sık, erkin en çok yüceltildiği tür olan porno izliyor ve iktidar hissiyatını bu şekilde tatmin etmeye çalışıyor. Elmas ise her gece kocasının tecavüzüne uğruyor. Kendinden yaşça büyük kocası da, kendisinden korktuğunu ve cinsel anlamda isteksiz olduğunu bildiği karısı Elmas'a, evlilik kisvesi altında meşrulaşan, tecavüzleri ile tatmin ediyor bu iktidar hissiyatını. Ama film erkek karakterleri üzerinden "İşte erkekler böyle." gibi düşmanca ve genelgeçer bir söylem üretmiyor. Her iki erkek tipinin de kendince bir arka planı ve duygu dünyası var, her ne kadar Ustaoğlu bunların derinliklerine inmese de. Bu iki erkek karakterin de yardımıyla, aslında birbirinden çok farklı görünen bu iki kadına bakan Tereddüt, Türkiye'de cinsiyetlere biçilmiş rolleri incelerken aslında ne kadar farklı görünseler de ülkemizde kadına reva görülen kaderin neredeyse aynı olduğunun vurgusunu yapıyor.
Tereddüt'ün çok güzel başardığı bir diğer şey ise ataerkil düzene yaptığı abartısız ve vurucu eleştiri. Şehnaz'ın hastaları arasında zevk için hayvan öldüren küçük bir erkek çocuğu olması, erkek çocukların, özellikle bazı bölgelerde, nasıl yetiştirildiği hakkında bir eleştiride bulunuyor örneğin. Ya da Elmas'ın çocuk sahibi olamayışı yemek sahnesinde Elmas'ın kocası ve kayınvalidesinin ona attığı ufak bakışlarla anlatılıyor. Bu durum nasıl da kadının suçu olarak gösteriliyor, bunu görüyoruz. 
Elmas'ın dünyasında klasik ataerkil düzen devam ederken Şehnaz'ın dünyasında erkeğin yemeği hazırlayan, sofrayı toplayan bir karakter olarak çizildiğini, yani aslında normalde ve kendiliğinden olması gerektiği gibi iş bölümü yapıldığını görüyoruz. Bu nüansı da not düşmek istedim.
Güçlü hikayesinin yanında Funda Eryiğit'in Şehnaz'la gösterdiği performans ve Ecem Uzun'un, kağıt üzerinde çok düz ve yapay durabilecek repliklere son derece güçlü bir şekilde can vermesi dikkate değer.
Birçok yanıyla Türkiye Sineması'nın ihtiyaç duyduğu bir film olduğunu söyleyebileceğim sağlam ve cesur, Tereddüt, kolay kolay akıldan çıkmayacak bir şaheser ve Ustaoğlu'nun filmografisinde de her zaman anacağımız bir diğer hazine. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder